13 6 / 2013

sigarayı içmeyip yemeye başlamam yakındır.kahve sigara kahve sigara.bir de üstad leonard cohen.soracağım o ki,waiting for the miracle to come demişsin iyi demişsin de.mucizenin kendisi olan insanlar var şu hayatta.ve işin sinir bozucu tarafı bunun farkında olmamaları.iyi kitap iyi müzik yada iyi filmlerin hiç bir boka yaramadığı zamanlar oluyor.anlatabiliyor muyum? yani “ulan bu topraklar böyle sevda görmedi,heyt be,gülüşüne yakarım bu gezegeni” diyoruz biz yine.sen istediğin kadar leonard cohen dinle.iyi şarkılar dinle.içimizdeki öküze oha diyemiyoruz hocam.

ya valla bak biz bu saatte uyanık olan insanlar olarak,biliyoruz ki,o beklediklerimiz gelmeyecek.ama gelirse umuduyla yine de gelirse şimdi gelir diyoruz.gelmez biliyoruz.çünkü bu böyledir,biz hep sabah 8 akşam 5 çalışan,sümsük heriflere aşık oluyoruz.

sen okuyorsun okuyorsun okuyorsun.şunu da öğreneyim,bunu da bileyim diyorsun.ama gidip inna dinleyen,elif şafak okuyan adamları buluyorsun.şu hayatta öğrendiğim birşey varsa,ki inan ki çok az şey var,o da büyük konuşmayacaksın.

http://www.youtube.com/watch?v=Y-E53gmeO-8

09 6 / 2013

 sıradaki diyorum,şarkı diyorum.niyetine hep aynı şarkı geliyor.ezginin günlüğü “yan kalbim yan,kaçamazsın sevdadan.” diyor.resimlere baka baka bitirmek diye birşey var arkadaş.olmaz olsun.insan kendi ağzına sıçar mı bu kadar.bişey değil küfre vuruyorum ne zaman aşık olsam yada sinirlensem.onur ünlü gibi,ya valla ben bu işi yapamıyorum deyip gitsem mi? bu gitmek eylemi de her yere ne kadar yakışıyor,gözünü sevdiğim.ota boka,bir gitmektir tutturuyorum.çözümü ben biliyorum.kalıp aklı sıyırmak.çok hoş olcak hayırlısıyla,önümüzdeki beş yıllık kalkınma planım bu benim.bak gör,inşallah kurtulcam bu meretten.

 ben dedim,bidaha dedim,aşık olan beter olsun dedim.hay ben temiz yüreğime.başka bir şey desem olmazdı.bunun olası tuttu.külden adam olur sanıyoruz biz hala.kafalara kafalara.hiç olmuş muyuz böyle? 

 http://www.youtube.com/watch?v=Jkl67ojUPB4 

06 6 / 2013

 pırıl pırıl yarattığın dünyanın götüne girdiği yerdesin,huzur görünmüyor.görünmüyor çünkü,çıkış yolu bulamıyorsun,çünkü sen de şimdi diğerleri gibi çaresizsin.hepimiz kadar.sahi hepimiz,neden hepimiz aynı şeyleri yaşarız da kendimizi çok çılgın sevdalardaymışız gibi hissederiz.en büyük aşk benimki,seninki.hepimiz de o kadar haklıyız ki.peygamber öğüdünü mü dinlemedik,yoksa o çok sevdikleri öğretileri mi okumadık,ne yaptık bilmiyorum ama olmuyor olamıyor.tek bildiğim bu.

 şu kadarını söyleyeyim,yanlış yerden başladık biz bu işe.bildiğimiz yerlerden değildi sorular ve inan ki bilmediğimiz yerleri ciğeri beş para etmezler öğrenmişti çoktan.geç kaldık öğrenmeye.şimdi de boşveremedik.göründüğümüz kadar cool olamadık.geç kalmalar.ne kadar da çoklar.gece uyuyup gündüz uyanmayı bile beceremedik.oysaki bizce böyle olmamalıydı bu düzen.böyle dediğime de bakma,anarşist bile olamadık ki.olmadık biz.sabredecek derman da kalmadı.hadi itiraf etsene rezil olduk.yaşadığımız sevdaları da rezil ettik,şu saçma şehri de.

 karamsarlıktan ölen var.yoksa da ben talibim,bi çayını içerim. 

http://www.youtube.com/watch?v=8h1t4VH9-cc

27 5 / 2013

ne zaman kendimi kötü, bedbaht, dışlanmış, örselenmiş ve buna benzer ya da aynı hissettiğimde aklıma ve dilime düşen bir şarkı vardır. bugün bunun yabanıllığını sorgulayacağım. evet. emre aydın sevmem. yani karakter olarak tanıdığım bir insan değil ama yaptığı şakılar bana basit gelir. basit burada tamamen lafın gelişi bir kelimedir. emre aydın bu yazıyı okuyacakmış gibi yazmam garip biliyorum. adam kırılır falan hiç istemem. başkaları görecek gibi yaşamak ya da ön yargılardan kurtulamayıp sürekli kendini kalıplara sığdırarak yaşamak da ayrı tartışılacak konu. konumdan çok saptım. 

ben emre aydın sevmem. neden sevmediğimi açıklamıştım. çok konuştuğum gibi çok yazarsam kimse okumak istemez. bunu da üstte açıklamıştım. konumuza gelelim. şarkı. ”ve gülümse şimdi”. ergenlik çağımda gülümsemekle kafayı bozmuşum ben sanırım. kim bana güzel gülüyorsun dediyse artık tüm fotoğraflarda 28 diş gülüyorum şimdi dönüp ergenlik fotoğraflarıma baktığımda. ve benim yirmilik dişlerim hala çıkmadı. bu şarkı her dönemime uyuyor. her yalnızlığa cuk oturuyor sanki. ”bebeğim” deyince o zamanlarda da gülesim gelirdi. ben artık bu şarkıdan kurtulmak istiyorum. gülümsemek zorunda değilim. her problemle karşılaştığımda ”hoş geldin problem” dercesine gülmek istemiyorum. neyse şarkıyı dinle sen. o zaman bitireyim.

”oyunun en güzel yerinde zil çalınca üzülürdük ya. öyleyim.”

http://fizy.com/song/emre-aydin-ve-gulumse-simdi-bebegim/1ai18v

23 5 / 2013

hep hayal ettiğimiz gibi.bir gün o kitap cafeyi açıcaz abi. 70 yaşıma gelsem hala bunun için uğraşıcam. huzur, mutluluk, kitap ve çay kokusu. daha ne ister insan. camdan sarkar sigara içerim aga. öpüyorum. bu arada arkada fon şarkısı http://www.youtube.com/watch?v=MUnhQOZcqE0

hep hayal ettiğimiz gibi.bir gün o kitap cafeyi açıcaz abi. 70 yaşıma gelsem hala bunun için uğraşıcam. huzur, mutluluk, kitap ve çay kokusu. daha ne ister insan. camdan sarkar sigara içerim aga. öpüyorum. bu arada arkada fon şarkısı http://www.youtube.com/watch?v=MUnhQOZcqE0

20 5 / 2013

bugün onlarca insanı gerek “hayatı tesbih yapmışım sallıyormuşum” şarkısında gerek “in my bedroom” parçası eşliğinde oynarken gördüm.ve ben orda 5(yazıyla beş) saat oturmak zorundaydım.onları izledim.tek oynamayan bendim.neden dedim neden.ben de onlar gibi oynasam ya.sonra vazgeçtim.beni o ortamdan kurtaracak birini bekledim ilk defa.gelecekteki koduğumun sevdiceğini.ben hayatımda böyle eziyet çekmedim.beş dakikada bir sigara içmeye çıktım.kelimenin tek anlamıyla boğuluyordum.kabus gibiydi.kaçmaya çalışırsın da kaçamazsın ya.böyle yüksekten düşer gibi olursun.beş saat bunun sürdüğünü düşün.öyle gibiydi.dışarı çıktığımda yıldızlara bakarak s.o.s. verdim.kimse gelmedi.”ulan hayvan herif,bağıram mı daha,gelsene” diyerek isyan ettim.sonra sakinleştim.duvarlara annesinin babasının el ele resmini çizen psikolojisi bozuk çocuklar gibiydim.duvarlara senin resmini çizmek istedim canısı.ama gittiğim yer anemon’du.donumu satsam ödeyemezdim.burda psikolojimin bozulmasına bile izin vermiyorlar.acınası.

18 5 / 2013

yine depresif hallere döndüğüm günlerden birindeyiz. çift kişilikli konuştuğum doğrudur. ya da bu tumblr hesabını içimi dökmek için, kendime bile anlatamadıklarımı sadece tek bir kişiye anlatmak amaçlı. hep devrik cümleler kuruyorum doğru. yine depresif konuşmalar çıkıyor. bu şarkılar beni böyle etti. bir de dışarıda bitmek bilmez fırtına. bilinmez. bu ”bilinmez.” cümlesinin burada geçme amacı ”tutunamayanlar”a vurgu yapmaktı. kendi kendime konuşuyorum ama başkasıyla konuşur gibi. kim okuyacak bu salak yazıları. sanki birbirimizden başka biri varmış gibi. muş gibi. ama yine de kamaralara oynadığımı sezdim. olsun bende böyleyim. bu da ilk yazı olsun o zaman. ha bi de bu yazıya beni sürükleyen şarkı var tabi. 

depresyona sürükleme ihtimali yüksektir efenim. ya da depresyondaysanız depreştirir. http://fizy.com/song/ezginin-gunlugu-ilk-ask/1ajdg5